Ana SayfaMealler › Abdulbaki Gölpınarlı
AG

Abdulbaki Gölpınarlı

Kur'ân-ı Kerîm Anlamı
1968
Bu mealle oku
Mustafa İzzet Baki bilinen adıyla Abdülbaki Gölpınarlı (12 Ocak 1900, İstanbul – 25 Ağustos 1982, İstanbul), Türk edebiyat tarihçisi ve mütercimdir. Ayrıntılı bilgi →
Abdulbaki Gölpınarlı meali ile okumaya başla
Yasin 1 / 83
1
Yâ Sîn.
A.Gölpınarlı 36:1
2
Andolsun, beyanında hikmet, hükmünde metanet olan Kur'ân'a.
A.Gölpınarlı 36:2
3
Şüphe yok ki sen, gönderilenlerdensin.
A.Gölpınarlı 36:3
4
Doğru bir yoldasın.
A.Gölpınarlı 36:4
5
Üstün ve rahîm tarafından indirilmiştir.
A.Gölpınarlı 36:5
6
Korkutman için, ataları korkutulmamış topluluğu; onlardır gafil olanlar.
A.Gölpınarlı 36:6
7
Andolsun ki onların çoğu hakkında şu söz gerçekleşmiştir: Onlardır inanmayanlar.
A.Gölpınarlı 36:7
8
Şüphe yok ki biz, boyunlarına lâleler vurduk, elleri, âdeta çenelerine kenetlendi lâlelerle, bu yüzden onlar, başlarını dimdik tutarlar.
A.Gölpınarlı 36:8
9
Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.
A.Gölpınarlı 36:9
10
Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.
A.Gölpınarlı 36:10
11
Sen, ancak Kur'ân'a uyan ve rahmandan, halk görmese de korkan kişiyi korkutabilirsin; müjdele onu yarlıganmayla ve güzelim bir mükâfatla!
A.Gölpınarlı 36:11
12
Şüphe yok ki biz, ölüyü diriltiriz ve yazarız önceden, dünyâda yaptıklarını ve sonradan bıraktıkları izleri ve her şeyi apaçık bir kitapta sayıp yazdık, takdîr ettik.
A.Gölpınarlı 36:12
13
Örnek getir onlara o şehir halkını; hani oraya peygamberler gelmişti.
A.Gölpınarlı 36:13
14
Hani onlara iki kişi göndermiştik de onları yalanlamışlardı, derken bir üçüncü kişiyle kuvvetlendirmiştik onları da şüphe yok ki demişlerdi, biz, size gönderilmiş peygamberleriz.
A.Gölpınarlı 36:14
15
Onlar, siz demişlerdi, ancak bizim gibi insansınız ve rahman da hiçbir şey indirmemiştir, siz, ancak yalan söylemektesiniz.
A.Gölpınarlı 36:15
16
Rabbimiz bilir ki demişlerdi, şüphe yok, biz size gönderildik elbet.
A.Gölpınarlı 36:16
17
Ve bize düşen vazife, ancak apaçık tebliğden ibâret.
A.Gölpınarlı 36:17
18
Demişlerdi ki: Gerçekten de sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğramadayız, andolsun ki bu işten vazgeçmezseniz elbette taşlarız sizi ve elbette bizden, elemli bir azâba uğrarsınız.
A.Gölpınarlı 36:18
19
Onlar da, uğursuzluğunuz demişlerdi, kendinizden; öğüt verilirse de mi yapacaksınız bunu? Hayır, siz, haddi aşmış bir topluluksunuz.
A.Gölpınarlı 36:19
20
Ve şehrin tâ öte ucundan birisi, koşarak gelmişti de ey kavmim demişti, uyun peygamberlere.
A.Gölpınarlı 36:20
21
Uyun sizden hiçbir ücret istemeyenlere ve onlardır doğru yolu bulanlar.
A.Gölpınarlı 36:21
22
Ve ne olmuş bana da beni yaratana kulluk etmeyecekmişim ve siz de, sonunda dönüp onun tapısına gideceksiniz.
A.Gölpınarlı 36:22
23
Onu bırakıp da başka mâbutlar mı kabul edeyim? Rahman, bana bir zarar vermeyi isterse onların şefâatleri, bana hiçbir fayda veremeyeceği gibi onlar, beni kurtaramazlar da.
A.Gölpınarlı 36:23
24
O vakit şüphe yok ki apaçık bir sapıklık içinde kalırım elbet.
A.Gölpınarlı 36:24
25
Şüphe yok ki ben, Rabbinize inandım, duyun sözümü.
A.Gölpınarlı 36:25
26
Denildi ki: Gir cennete. Ne olurdu dedi, kavmim de bilseydi.
A.Gölpınarlı 36:26
27
Ne yüzden Rabbimin beni yarlıgadığını ve yüce derecelere ermişler arasına kattığını.
A.Gölpınarlı 36:27
28
Ve ondan sonra kavmine, gökten asker indirmedik ve helâk ettiklerimize bu çeşit asker de indirmemiştik zâten.
A.Gölpınarlı 36:28
29
Azâbımız, ancak bir bağrıştan ibaretti, o anda hepsi de sönüp gitti.
A.Gölpınarlı 36:29
30
Yazıklar olsun kullara, onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmesinler.
A.Gölpınarlı 36:30